2019’DA İÇERİK ÜZERİNDEN BACKLİNK NASIL ALINIR?

Seri İlanlar Burada

  25 Mart 2019     542

2019’DA İÇERİK ÜZERİNDEN BACKLİNK NASIL ALINIR?

 

Merhaba;

 

Öncelikle yazılarınızı kendiniz için değil okuyucuları düşünerek yazın. Şirketinizin tanıtımını yapmak yerine onların problemlerini çözün. Eğer yazdığınız yazıları okuyucularınız beğenmez ise Google da beğenmeyecektir. Google günümüzde onu maniple edip saygınlık kazanmaya çalıştığınızı saniyesinde anlayabiliyor. Dolayısıyla gerçek günlük hayatınızdan başlayan bir süreç içerisinde mutlaka önce kendinizle yüzleşin ve kendi gerçeğinizin içerisinde kalın. Bunu başardığınızda yazdığınız yazılar da yolunu çok daha rahat şekilde bulacaktır.

 

UX (User Experience) yani kullanıcı deneyimi hiçbir zaman tek bir site vasıtası ile sağlanamaz. O yüzden merak etmeyin. Siz içeriğinize emek gösterdiğinizde mutlaka bir boş alanda kendi yerini bulacak ve hatta belki de zamanla kendi klasmanını yaratacaktır. Eğer bu olursa da doğal olarak insanlar sizin içeriklerinize backlink vermek için sıraya girecektir. Google bir konuda başlatılan ilk sohbeti kimin tasarladığını ve sunduğunu unutmuyor. Dolayısıyla yazacağınız tek bir özgün içerik bile bazı kelimelerde referans noktası olmanız için sizi en başa geçirecektir.

 

Her bir backlink aslında size verilmiş bir onaylama oyudur. Her bir oy eşit midir derseniz olmayabilir. Düşünsenize hazırladığınız bir içerik Twitter, Facebook ve İnstagram editörlerini cezbetti. Başlıklarında sizden bahsettiler ve detaylar için site linkinizi verdiler. Daha sonra ulusal bir gazete içeriğinize dikkat etti ve sizin içeriğinizi yayınladı. Bu noktada Google sizi ana referans noktalarından birisi olarak alacak ve unutmayacaktır. Ya da bunların hiçbiri yaşanmadı.  Gördüğünüz gibi çok fark edebilir.

 

Bu noktada piyasa şartlarında sıklıkla karşılaştığımız bir hatadan bahsetmek isterim. Blog yazıları hazırlamak artık yeni bir iş kolu olmuş durumda fakat bu hizmetlerin bazı hatalı yanları bulunmakta. Mesela blog yazınız kaç kelime olacak? Hedefiniz referans olmak ise 500 kelime sizi o hedefe taşıyabilecek midir? Ya da sesleniş biçiminiz takipçi tabanınız ile uyum sağlayabilecek midir? Diğer bir nokta ise yazı detayıdır. Mesela standart ve detaysız bir anlatım sizi referans makale sahibi site haline getirebilecek midir? Sizi okuyan bireyler yazınızı okuduktan sonra hayatlarında nasıl bir farklılık yaşayacak?

 

Peki, bunları aştık diyelim. 800 kelimeye ulaşan bir yazıyı 3. Kişi ağzından yazdınız. Peki ya uzmanlık dereceniz yeterli mi? Ya da siz yeterli olduğu konusunda kesin bir fikre sahip misiniz? Konunuzla ilgili saha tecrübeleriniz ne düzeyde? Bilgileriniz taze mi? Uluslararası okuma yaptınız mı? Bunları düşünmeden işe kalkışmak sizin üretkenliğinize zarar verebilir. Dolayısıyla bir yazı yazmadan önce işe en başta bunları düşünerek başlamalısınız.

 

DÜNYADA DURUM NEDİR? BİZ NE YAPMALIYIZ?

 

Kendi sektörümüz ile ilgili yaptığım araştırmalarda inanılmaz sonuçlara ulaştım. Mesela yurtdışı kaynaklarında sektörünün referans makalesini yaratabilmek için onlarca grafik ve 10.000 kelime barajını aşan yüzlerce makale başlığına rastladım. Doğal olarak bu çalışma disiplini 7-8 sene önce bu düzeyde değildi. Ama artık rekabet o kadar keskin bir noktaya geldi ki uzmanlar referans olmak için makale başına 10.000 kelime barajlarını aşmayı göze alıyorlar.

 

Tabi bu sadece kelime sayımından ibaret bir süreç değil. Bu tip makalelere göz gezdirdiğinizde onlarca saat araştırma ve yılların tecrübesinin makaleye geçtiğini hissedebiliyorsunuz. Ne diyebiliriz ki; BRAVO!

 

Bize sorarsanız sektörlerin referans makale kelime sayıları ve doğal olarak araştırma geliştirme süreleri birbirinden çok farklıdır. Ama ülkemizde 1.800 kelime sınırını aşan ve gerçekten nitelikli bir yazım tarzı ile üretilen içerikler hala referans içerik olmaktalar. Tabi bu tek başına da yeterli olmayacaktır. Backlinkler aslında oy anlamına gelir fakat o makale içerisindeki referanslar da yazı kadar önemlidir. Gerçekten konusunun referans sayfalarını yazısının içerisinde doğru bir mantıkla kullanan yazılar daha büyük şansa sahip olacaklardır. Yani aslında siz siteniz için backlink yaratmaya çalışırken genel bilgi bütününe doğru şekilde bibliyografik önermede bulunmalısınız. Yoksa Google “Ne alaka, herkesten kopuksun ama iddian çok büyük” diyebilir.

 

Bu bahsi geçen konunun sadece bir istisnası olabilir. O da bahsettiğiniz problemin küçüklüğüyle alakalı olabilir. Diyelim ki bir içerik ürettiniz. Bu içerik sık sorulan bir konu hakkında değil. Aylık arama rakamları çok az fakat bu problem her şekilde yani az bile aransa var. Yani gerçekliği reddedilemez. Eğer bu tip bir konu yakalarsanız mutlaka ama mutlaka bunun üzerine düşün. Az arama olması sizi rahatsız etmemeli. Bu arada önemli olan arama sayısı az bile olsa sürekli var olan bir problemin teşhisi ya da çözümünün sizin içeriğiniz içinde değerlendirilmiş olmasıdır. Doğal olarak böyle bir durumda problemi göstermek için çok fazla referans link veremeyebilirsiniz. Ama konu hakkında bırakın çözüm üretmeyi; doğru soruyu sormuş olmak bile çok şeyi fark ettirecektir.

 

Bunu yaparken de 3 şekilde davranabilirsiniz. Mesela içinizdeki Cem Yılmaz’ı kontrollü şekilde serbest bırakın ve işe biraz espri katın. İkinci olarak sorun hakkında tam çözümü anlatın (Örnek: Kurşun kalem nasıl açılır – Uygulamalı anlatım). Üçüncü olarak ise kendi yaptığınız hataları ele alın. Konunuz hakkında sorulacak soruları anlatmak oldukça faydalı cevaplar üretebilir. Hatta daha iyisi insanların kendi hatalarını anlatmak için onları teşvik etmiş olursunuz. Bir blog altında en çok eksikliği hissedilen şey okuyucu yorumlarıdır. Eğer bunu elde ediyorsanız sizi Google bile durduramaz (ama tabi siz gene de coşup, adamlara posta koymaya falan kalkmayın).

 

2019 yılının en önemli kelimelerinden bir tanesi inovasyon yani yenilikçilik. Her yazınızda yenilik getirecek farklı fikirleri disiplinler arası araştırmalarınızın analizi olarak sunun. Mesela teknoloji ile ilgili yazıyorsanız fizik ya da biyoloji okumaları da yapmanız gerekebilir. İşte o anda tembellik yapmayın ve okuyun. Okumak içinse Google Pagerank sayfalarında anahtar kelimelerinizin ilişikli olduğu anahtar kelimeleri de gözden kaçırmayın. Bu şekilde üretmeye çalışmak hem sizi detaylı işler çıkartmaya teşvik eder hem de içeriğinizin son kullanım tarihinin geçmiş olması riskinden korur.

 

Bazı internet sitelerinin otoritesi yüksektir fakat bunun sebebi her zaman içerikleri olmayabilir. Domain yaşı bile otoritesi üzerinde etkili olabilir ve aslında içerikleri “kaşarlımsı tost” niteliği taşıyor olabilir. Sektörünüzde referans alabileceğiniz bu tipte bir site yakaladığınızda hemen o siteden çok daha geniş bakış açısına sahip, daha detaylı ve onlardan daha önce en yeni içeriği üretmek için yoğunlaşın. Gerekirse uyku düzeninizi değiştirin. Daha az Netflix izleyin (bir yere kaçmıyor zaten), spor yaparken günün programını yapın. Hem zaman çabuk geçer hem de salgıladığınız mutluluk hormonu ile düşündüğünüz projeleriniz birbirine eşlenir. Dolayısıyla işinizin başına geçtiğinizde gerçekten Nirvana’ya ulaşmak için çalışırsanız mutluluk hormonu bile salgılayabilirsiniz.

 

Yaratılabilecek en büyük başarı ise karşınızda bir topluluk değil de bir kişi varmış gibi yazmak olacaktır. Nirvana anınızda direk kişiye seslenen bir ses ve hitap tonu kullanır ve bunu kâğıda dökebilirseniz hemen hissedilir. İşte o his para ile satın alınamayacak bir can bağı iletişim kanalının oluşmasına olanak sağlayacaktır. İnanın bu bağ kan bağından bile daha güçlü ve hatta kan bağının kırılmasından bile daha zor bir ağ düzlemidir. Bu düzlem iş hayatınızda gerçek ilişkiler kurmanız için de fırsat sağlayacağından, dediklerimi tam olarak uygulayabilirseniz yeni iş süreçlerinin önünüze birikmesini engelleyecek hiçbir engel kalmayacaktır.

 

Bu süreçlerin ardından mutlaka bir mail listeniz olmalıdır. Ürettiğiniz içeriğiniz sizinle ilişikli olabilecek her insana ulaşmayı hak etmektedir. E mailler algoritma değişikliklerinden etkilenmezler, sosyal medya aracı politika değişikliklerini umursamazlar, elinizdeki değerlerini siz sektör değiştirmedikçe de kaybetmezler. Başkaca içerik reklam alanları yok mu derseniz evet var. Ama bunlar başka bir yazının konusu olmalı.

 

Hoşçakalın.

 

Hazırlayan:

Dr. Barış Tunçbilek

Tunçbilek Reklam Dijital Strateji Yöneticisi

 

Uyarı: Blogumuz içerisinde yayınlanan özgün içerik; 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve FSEK ‘nun 71. maddesi tarafından gerek cezai gerekse hukuki yönden Tunçbilek Reklam Ltd. Şti. adına korunmaktadır. İzin almadan ve kaynak belirtilmeden kullanılamaz.